top of page
bölenlerlogo.png

Edirne Sınır Kapılarında Gümrük Suçları, Ceza Davaları ve Uygulamaları

  • orkun-bolenler
  • 19 Oca
  • 7 dakikada okunur

Edirne ili, Kapıkule ve Hamzabeyli gibi önemli sınır kapılarına ev sahipliği yapması nedeniyle uluslararası ticaret ve yolcu trafiğinin yoğun olduğu bir bölgedir. Bu durum, gümrük mevzuatına aykırı eylemlerin, yani gümrük suçlarının da sıkça görüldüğü bir alan haline gelmesine yol açmaktadır.

Edirne sınır kapılarında işlenen gümrük suçları, genellikle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmektedir. Bu suçlar, eşya kaçakçılığından nakit para kaçakçılığına, dahilde işleme rejimi ihlallerinden özel belgede sahteciliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Yargısal uygulamalar, suçun niteliği, ele geçirilen eşyanın miktarı, değeri, suçta kullanılan araçlar ve failin etkin pişmanlık gösterip göstermediği gibi faktörlere göre farklılık göstermektedir.

 

Gümrük kapılarında en sık karşılaşılan suç tipi, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında düzenlenen kaçakçılık suçlarıdır. Bu suçlar, genellikle gümrük vergileri ödenmeksizin veya gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın eşyanın ülkeye sokulması veya ülkeden çıkarılması şeklinde tezahür eder. Yargıtay kararları, bu tür eylemlerin sübutu ve yaptırımları konusunda önemli prensipler ortaya koymaktadır.

 

Örneğin, Kapıkule Gümrük Sahası'nda yapılan aramalarda, araçların gizli bölmelerinde veya yakıt tanklarında kaçak eşya ele geçirilmesi sıkça rastlanan bir durumdur. Yargıtay, bu tür olaylarda sanığın eyleminin ticari kasıtla yapılıp yapılmadığını ve ele geçen eşyanın miktarını dikkate almaktadır.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2019/9606 E., 2023/4899 K., 18/05/2023 tarihli kararında: "Sanığın yakalanma şekli, ele geçen eşya miktarı, ikrara yönelik savunması ve tüm dosya kapsamına nazaran aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışında sübuta yönelen temyiz sebepleri reddedilmiştir."

Bu karar, kaçak eşyanın ele geçirilme şekli ve miktarı ile sanığın savunmasının suçun sübutu açısından önemini vurgulamaktadır. Benzer şekilde, kullanılmış oto parçalarının veya cep telefonlarının gümrük beyanı yapılmaksızın ülkeye sokulması da kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilmektedir.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/2352 E., 2023/5520 K., 01/06/2023 tarihli kararında: "Olay tarihinde Türkiye’ye giriş yapmak üzere, Kapıkule Tır Gümrük Sahasına gelen sanığın sürücülüğünü yaptığı çekicinin risk kriterlerine istinaden x-ray tarama cihazına yönlendirilmesi sonrası arama hangarında yapılan aramada; dorsenin sağ ve sol yan dolabında, çekicinin sağ dolabında, aracın iki adet yedek lastiğinin içerisinde ve çekicideki yatağın üzerinde gizlenmiş vaziyette tamamı kullanılmış, faturasız, belgesiz ve beyan edilmeyen toplam 17 adet kullanılmış oto parçasının ele geçirilerek el konulduğu anlaşılmıştır."

Bu durum, gümrük kapılarında risk analizi ve x-ray taraması gibi yöntemlerle kaçakçılıkla mücadele edildiğini ve gizli bölmelerin tespit edildiğini göstermektedir. Kaçak eşyanın ticari mahiyette olup olmadığı, cezanın belirlenmesinde önemli bir kriterdir.


 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/563 E., 2023/3944 K., 26/04/2023 tarihli kararında: "Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 18.02.2012 tarihinde ...'ın şoförü ve işleteni olduğu 34 EY 4694 plakalı yolcu otobüsü ile Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahasına geldiği sırada gümrük görevlilerince araçta yapılan aramada, aracın yolcu koltukları arasındaki valiz içerisinde 41 adet gümrük kaçağı cep telefonu ile bu telefonlara ait şarj cihazları, kulaklık, bilgisayar bağlantı aparatları ele geçirilmiştir."

Bu karar, yolcu otobüslerinde dahi kaçak eşya taşımacılığının yapıldığını ve ele geçirilen cep telefonlarının miktarının ticari mahiyette olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde, sigara ve alkol kaçakçılığı da Edirne bölgesinde yaygın suçlardandır.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2022/14140 E., 2023/1656 K., 27/02/2023 tarihli kararında: "Suç konusu 800 karton sigaranın miktarı gözetildiğinde, cezanın hakça oranda alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerekirken asgari hadden hüküm kurulması ve suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri "pek hafif" olmadığı halde 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası uyarınca indirim yapılmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır."

Bu karar, kaçak eşyanın miktarının cezanın belirlenmesinde etkili olduğunu ve "pek hafif" değer indiriminin uygulanma koşullarını göstermektedir. Ayrıca, dahilde işleme rejimi kapsamında yapılan sahtecilikler de gümrük suçları arasında yer almaktadır.

 

 

Nakit Para Kaçakçılığı ve Bildirim Yükümlülüğü (5549 Sayılı Kanun)

Edirne sınır kapılarında karşılaşılan bir diğer önemli suç tipi, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen nakit para kaçakçılığıdır. Bu kanun, Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolcuların, gümrük idaresinin talebi üzerine tam ve doğru açıklama yapma yükümlülüğünü getirir.

 

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2018/3031 E., 2020/6990 K., 17/06/2020 tarihli kararında: "5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 16. maddesinde yer alan, “(1) Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolcular, gümrük idaresinin talebi üzerine bunlarla ilgili olarak tam ve doğru açıklama yapmakla mükelleftir. (2) Yetkililerce talep edildiği halde herhangi bir açıklama yapılmaması veya yanlış ya da yanıltıcı açıklama yapılması halinde, yolcu beraberindeki değerler gümrük idaresi tarafından muhafaza altına alınır. Gümrük idaresince, açıklamada bulunmayan yolculara taşıdıkları değerin, tutar konusunda gerçeğe aykırı açıklamada bulunan yolculara ise taşıdıkları değer ile açıkladıkları değer arasındaki farkın onda biri kadar idarî para cezası kesilir."

Bu karar, nakit para beyan yükümlülüğünün kuralını ve ihlali halinde uygulanacak idari para cezasını açıkça ortaya koymaktadır. Ancak, idari para cezasının uygulanabilmesi için gümrük idaresi tarafından yolcudan açıklama talep edilmesi ve yolcunun bu talebe uymaması veya yanlış bilgi vermesi gerekmektedir. Yargıtay, bu usul kurallarına uyulup uyulmadığını titizlikle incelemektedir.

 

Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2018/3031 E., 2020/6990 K., 17/06/2020 tarihli kararında: "Gerek 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'daki düzenlemelerde, gerekse anılan tebliğ ile yapılan açıklamalarda, kabahatin oluşabilmesi için öncelikle gümrük idaresi tarafından Türk parası, döviz veya bunlarla ödemeyi sağlayan belgeleri yurt dışına çıkaran veya yurda getiren yolculardan bir açıklama talep edilmesi, yolcular tarafından ise ya hiç açıklama yapılaması ya da gerçeğe aykırı açıklama yapılmasının gerektiği, somut olayımızda, 03.08.2017 tarihli tutanakta '' ...plakalı aracı; polis pasaport ve tescil işlemlerine müteakip X- ray tarama cihazına sevk edilmiş, otobüsün X-ray tarama cihazı önünde beklerken araçtan eşya indirildiğinin görülmesi üzerine otobüsün yanına gidilerek indirilen eşyaların görevli memurca yapılan kontrollerinde; araçta şoför olarak bulunan (..) T.C. Kimlik No'lu ... isimli şahsın eşyaları arasında, siyah bir bilgisayar çantası içerisinde Dolar, Euro, Sterlin cinsi dövizler görülmesi üzerine, bahse konu şahıs ve içerisinde döviz bulunan siyah çanta Müdürlüğümüz idari binasına getirilmiştir. Söz konusu döviz cinsi paralar ... huzurunda çanta içerisinden çıkarılmış, başka para bulunup bulunmadığı sorulmuş, ... isimli şahıs tarafımıza; ''başka para olmadığını, paranın hepsinin siyah çanta içerisinde olduğunu'' beyan etmiştir. Siyah çanta içerisinde tespit edilen döviz cinsi paralar Kapıkule Gümrük Sahasında yer alan döviz bürosunda bulunan İ- HUNTER marka para sayma makinesi yardımıyla ve ... isimli şahsın huzurunda yapılan sayımda ; toplam 60.000 (altmışbin) ABD Doları(...), 20.000(yirmibin) İngiliz Sterlini ( ...) , 280.000(ikiyüzseksenbin) Euro (...) efektif döviz ele geçirilmiştir.'' yönünde ifadeler olduğu, idari para cezasına dayanak Nakit Açıklama Tutanağının ise 07.08.2017 tarihinde düzenlendiği ve muterizin imzası bulunan evrak içeriğinde; açıklanan nakit ''1 EURO, 1 ABD DOLARI, 1 İNGİLİZ STERLİNİ'' olarak gösterilmekle birlikte tespit edilen nakdin ''280.000 EURO, 60.000 ABD DOLARI, 20.000 İNGİLİZ STERLİNİ'' olduğu görülmekle, idari para cezasına konu döviz cinsi paranın, gümrük idaresi tarafından, muterizden açıklama talep edilmeden önce tespit edilip edilmediğinin belirlenmesi bakımından tutanak tanıkları ile nakit açıklama tutanağında imzası bulunan ilgililerin tanık sıfatı ile dinlendikten sonra muterizin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekeceği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği kısmen yerinde görüldüğünden, Edirne 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/11/2017 tarihli ve 2017/5096 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, kabahatli hakkında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Edirne Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü Kapıkule Yolcu Salonu Gümrük Müdürlüğünün 07/08/2017 tarihli ve 17220100CK001795 sayılı kararı ile uygulanan 147.940,00 Türk lirası idarî para cezasının kaldırılmasına, 17/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi."

Bu emsal, nakit açıklama tutanağının düzenlenmesi ve yolcudan açıklama talep edilip edilmediği hususunun idari para cezasının hukuka uygunluğu açısından kritik olduğunu göstermektedir. Usulüne uygun bir talep olmaksızın yapılan tespitler, cezanın kaldırılmasına yol açabilmektedir.

 

Gümrük suçlarında uygulanan yaptırımlar, hapis cezası, adli para cezası ve eşya ile nakil vasıtasının müsaderesi gibi tedbirleri içermektedir. Son yıllarda 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler, özellikle 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile etkin pişmanlık ve eşyanın değerine göre ceza indirimi gibi konularda önemli düzenlemeler getirmiştir.

 

Kaçakçılık suçlarında, suça konu eşyanın müsaderesi genel bir kuraldır. Ancak, suçta kullanılan nakil vasıtasının müsaderesi konusunda Yargıtay, hakkaniyet ilkesini gözeterek bazı istisnalar uygulamaktadır. Özellikle nakil vasıtasının yüküne göre eşyanın miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmaması, araçta özel gizli tertibat bulunmaması ve eşyanın gümrüklenmiş değeri ile aracın maddi değeri arasındaki orantısızlık durumlarında aracın müsaderesi yerine iadesine karar verilebilmektedir.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2019/9606 E., 2023/4899 K., 18/05/2023 tarihli kararında: "Suçta kullanılan nakil vasıtasında ele geçirilen eşyanın, nakil vasıtasının yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, araçta suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat bulunmadığı ve suça eşyanın gümrüklenmiş değeri ile nakil aracının maddi değeri gözetildiğinde müsadere edilmesinin hakkaniyete aykırı olacağı gözetilmeden iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur."

Bu karar, nakil vasıtası müsaderesinde orantılılık ilkesinin önemini vurgulamaktadır. Ancak, aracın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması ve kaçakçılık amacıyla kullanıldığına dair delillerin bulunması halinde müsadere kararı verilebilmektedir.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/25066 E., 2023/8136 K., 11/10/2023 tarihli kararında: "5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği cihetle malen sorumlu tarafından nakil aracının kaçakçılık suçunda kullanılması amacıyla sanığa teslim edildiğine ilişkin dosya kapsamında delil bulunmadığı gözetilerek iadesine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır."

Bu emsal, nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması koşulunu ve bu yönde delil bulunmamasının iade kararı verilmesine yol açtığını belirtmektedir.

 

5607 sayılı Kanun'da yapılan son değişikliklerle, etkin pişmanlık hükümleri ve eşyanın değerine göre ceza indirimleri önemli hale gelmiştir. 7242 sayılı Kanun ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenleme, sanık lehine hükümler içermektedir. Ayrıca, kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve belirli koşullarda cezada indirim yapılabileceği kabul edilmiştir.

 

Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/16451 E., 2023/10737 K., 06/12/2023 tarihli kararında: "Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının ... hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa, kovuşturma aşaması sona erene kadar etkin pişmanlık kapsamında ödeme yapması halinde cezasında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, talimat evrakında yazılı şekilde gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi halinde ihtardan itibaren 30 gün içerisinde makbuzunu dosyaya sunması gerektiğinin bildirilmesi suretiyle sanığın ödeme süresinde kısıtlanarak yanıltılması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur."

Bu emsal, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında usul kurallarına titizlikle uyulması gerektiğini, özellikle ihtarın doğru ve yanıltıcı olmayacak şekilde yapılması gerektiğini göstermektedir. Sanığın ödeme süresinin kısıtlanması veya indirim oranının yanlış bildirilmesi, hukuka aykırılık teşkil edebilmektedir

Ayrıca, sanığın sabıkalı kişiliği ve mükerrir oluşu gibi durumlar, hapis cezasının ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi seçenek yaptırımların uygulanmasına engel teşkil edebilmektedir.

"Bu makale akademik/bilgi verme amaçlı olup, somut olaylara göre hukuki sonuçlar değişkenlik gösterebilir. Hak kaybına uğramamak için bir avukatla doğrudan iletişime geçilmesi önerilir."

 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
İNFAZ YASASI DEĞİŞİKLİKLERİ

2026 itibarıyla “Son infaz değişiklikleri” denildiğinde uygulamayı en çok etkileyen başlıklar, denetimli serbestlik (5275 m.105/A), iyi hâl değerlendirmesi (5275 m.89) ve bazı suç tiplerinde koşullu s

 
 
DENETİMLİ SERBESTLİK VE ADLİ KONTROL

Denetimli serbestlik ve adli kontrol, pratikte sık karıştırılsa da iki ayrı hukuki rejimdir: Adli kontrol, soruşturma/kovuşturma aşamasında tutuklamaya alternatif koruma tedbiri; denetimli serbestlik

 
 
bottom of page